Posted on: Nisan 12, 2020 Posted by: TahaBerkArslan Comments: 0

 

Sanat galerimize ulaşmak için; Sanat Galerisi

Her konuyu özgürce tartışabileceğiniz forumumuz için: Forum

Ana Sitemiz için: Kozmosun Genetiği

 

Sanatın tanımlanması , geçmişte ve günümüzde hala daha tartışmaya açık bir şekilde süre gelmektedir. Kimilerine göre sanatın belli bir açıklaması ve tanımlaması vardır. Kimilerine göre ise sanatın belli bir açıklaması olmamakla birlikte insanın kendi içerisinde kendi duygularının yoğunluğundan ortaya çıkarttığı bir estetik düzendir.

Sanatın tanıını yapabilmek kuramsal ve kalıplaşmış olmamakla birlikte elbette mümkündür. Ama bu tanımın yapılabilmesi için sanatın ne olduğunu anlamak ve hissetmek gerekmektedir. İnsanın duygularından yola çıkarak ortaya çıkardığı ve henüz keşfedilmemiş ama ortaya çıkarıldığında keşfedilecek olan estetik güzelliktir sanat . Farklılıklar ve hayal gücünün katmış olduğu zenginlik hiç olmayacağını düşündüğünüz bir tabloyu bile karşınıza çıkarabilir. Keza şiirlerde kullanılan imgeler ve imgesellik tamamen insanların güzelliği nasıl ve neyle algıladığını sanatla öne sürmektedir. Benim kapı dediğim bir şeye bir başkasının tencere demesi sanatta tamamen doğaldır ve bakış açısı olarak kabul edilir. Orata çıkarılan aynı tiyatro oyununda bile her yönetmenin farklı bir görüşü ve bakış açısı vardır. Bu görüş insanların sanata bakış açısına göre kesinlikle değişiklik gösterecektir. Örneğin Shakespeare’in ” Hamlet ” isimli oyununda bir yönetmen Hamlet’i diğer yönetmene göre daha hareketli veya daha duygusal bir mizansenle oynatabilir.

mw172491R.G. Colllingwood’a göre , sanat duyguların dışavurumu değil ,bu duyguların ifade edildiği ana kadar açığa çıkmaması ve ifade edilişi ile birlikte keşfedilmesidir. Sanatın belli kalıplara sığdırılmaması ve açık bir kavram olması görüşü estetklilik açısından çok mantıklıdır.Çünkü duygularla güzellikle ve hayal gücüyle hareket edilen bir kavramda belli bir kalıp aramak mümkün olamaz. Güzellik her ne kadar altın oranla bağdaştırılmaya çalışılsa da göreceli bir kavramdır ve göreceli kavramlar belli kalıplara sığdırılmış her türlü düşünceye ters düşmektedir.

Bununla beraber girişte de belirttiğimiz gibi sanatın tanımlanabilirliğini yoksayan bazı görüşlerden birisi de Neo-Wittgenstein’cı görüştür. Bu görüşe göre sanat açıkbir kavramdır ve tanımlanamaz. Bu da az önce belirttiğimizgörüşü doğrulamaktadır.
Tüm görüşlerin yanı sıra Neo-Wittgenstein’cı görüşü tamamıyla reddeden Kuramsal Sanat Görüşü vardır. Bu görüşte sanat belli kalıplara sığdıralarak tanımlanabilmektedir. Her ne kadar sanat insana özgü ve farklı estetiklerle zenginleştirilebilir bir kavram olursa olsun belli bir tanımla açıklanabileceğini savunur.

Wittgenstein.jpg

 

Ayrıca belirtmek isterim ki çoğu kaynakta ”sanat” ve ” zanaat ” aynı anlamda kullanılmaktadır fakat ikisi aynı anlamı taşımamaktadır. Zanaatın sanattan farkı elbecerisiyle ortaya konulan ürünler olmasıdır. Aynı anlama çıkmamakla birlikte sanat , zanaatı kapsamaktadır.

 

 

 

 

 

Ve sinemanın tanrısından ufak bir alıntı.

 

kubrick-stanley-001-dmitri-kastarine-portrait-hands-in-hair-with-arriflex”20.yüzyıl sanatının en büyük yanlışlarından birinin ne pahasına olursa olsun özgün olma çabası olduğunu sanıyorum. Beethoven gibi büyük yenilikçiler bile daha önceki sanattan tümüyle koparamıyorlardı kendilerini. yenilemek, geçmişi terk etmeden ileriye gitmek olmalıdır.” Stanley Kubrick

 

 

 

 

Leave a Comment